Bas pedala, bak gökyüzüne!
Öylece yıllardır beni bekliyor. Bir de zincirlemişim hiç utanmadan. Hani o özgür ruhlu günler?
Gençliğimin o deli dolu anıları tozların ardında.
Hani şöyle bir üflesem tozlarını, sonra binsem ve sürsem yollarda, yeniden başlayabiliriz, küskünlüğümüzü atabiliriz, gönlünü almayı başarabilirim belki…
İki tekerli mor fırtınam benim!
Öylece terasta toz içinde mahzun bir şekilde demirlenmişken direğe, yan komşumuzun ilgisini çekmiş. Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızı için istedi benden onu.
Düşünmek için zaman istedim tabii. Kolay mı öyle bir kalemde ayrılmak!
Zor da olsa kararımı verdim. Madem ona eski günlerini özletiyorum ve hakkettiği değeri veremiyorum varsın bundan sonra başka bir genç kızın hayatını renklendirsin.
Hüzünlü günleri savuşturmaya çalışırken, Edremit’te yeni iki teker maceramın başlayacağını elbette bilemezdim.
Bir konferansa katılmak üzere gittiğim sevimli Ege beldesi Edremit… Konferansın konusu, “fiziksel aktivite” idi.
Hareketli yaşama dikkat çekmek amacıyla Bursa’dan bisiklet grupları Edremit’e kadar pedallamıştı. Bisiklet, konferansın oturum konularından biriydi.
Bir üniversite hocası sunumunu yanında getirdiği bisikletle yapmıştı. İlk kez o zaman katlanır bisikletle tanışmıştım. Az yer kaplayan, her yere rahatça taşınabilen bu iki teker, şehiriçi ulaşım için idealdi.
Hoca başarmıştı; salondaki en azından bir kişiyi yani beni etkilemeyi başarmıştı.
İki teker bir heves bisiklet, yeniden hayatıma girecekti.
Kader yavaş yavaş ağlarını örmeye başlamıştı.
Bisiklet üzerine bir röportaj için Bursa’nın bisiklet duayenlerinden Ertan Ayçetin ile bir araya gelmiştik. Röportaj sonrası daha önce konuştuğumuz gibi bana bisiklet seçecektik.
Dükkanın yolunu tuttuk. Minik kara civcivim ile işte orada göz göze geldik; o gün bugündür birlikteyiz. Hatırı sayılar anılar biriktirmeye bunun yanı sıra iki tekere gönül vermiş harika dostlar edinmeye devam ediyoruz.
Yeniden içimdeki çocuğu ve özgürlüğü hissetmek güzel.
İki pedala verdiğim uzun aranın ardından bisiklete dair ne varsa artık ilgi alanım.
İşe, Ayçetin’in hediyesi olan ‘Yüz Yıl Önce Bisikletle Bursa’ kitabını okuyarak başladım. Yüz yıl önce İbnülcemal Ahmet Tevfik’in bir arkadaşıyla İstanbul’dan Bursa’ya bisikletle yaptığı seyahati bir solukta bitirdim. Yüz yıl öncesinin Bursa’sı bisikletle ne kadar da nefisti.
Tekerleğin icadı insanlık tarihinin önemli olaylarından. Binlerce yıl öncesinde yapılan bu icadın bisiklet özelinde hayatımıza girmesi ise bir Fransız soylusu sayesinde olmuş. Sivrac adındaki Fransız soylusu “Célérifere” adını verdiği aleti imal etmiş. Pedalsız olarak tasarlanan bu alet bisikletin çıkış noktası olarak kabul ediliyor. Ve bu araç ayaklarla ittirilmek suretiyle hareket edermiş. Bisikletin bugünlerini görebilme şansı olsa Sivrac ne düşünürdü acaba?
Bisikletin gelişimi devam etmiş. Bisikleti bugünkü şekline en yakın olarak tasarlayan isim ise yine bir Fransız; Ernest Michaux.
Daha önce bir dergi için hazırladığım bisiklet dosyasında bu işin Fransızlar, İngilizler, İskoçlar arasında gidip geldiğini gördüm. Bisikletseverler olarak onlara çok şey borçluyuz sanırım.
Dolayısıyla bu gelişim sürecinde Trufault ve John Boyd Dunlop’u anmadan geçmeyelim.
Başta soylular tarafından kullanılmış bisiklet. 1800’lü yılların sonlarında Avrupa’da bisiklet fabrikalarının kurulması ve artmasıyla bisiklet fiyatları düşmüş böylece bisiklet halka inmiş, bizlere kadar ulaşmış. Fransızlar bisikletle bu kadar haşır neşir olunca bisikletle ilgili bir yarışma düzenlemek de yine onlara nasip olmuş.
Bugün karbon salınımını azaltmanın, daha sağlıklı bir yaşamın da en keyifli anahtarı bisiklet.
Yine ve yeniden pedallamamak için ise hiçbir neden yok. Sonuçta Tolstoy bile 67 yaşında öğrenmemiş mi bisiklet sürmeyi?
Bu yazının son sözleri ise Aydan Çelik’ten gelsin. Çok iyi bir çizer ve yazar olmasının yanı sıra tam bir doğa ve bisiklet tutkunu olan Çelik’in ‘Bi Tur Versene’ kitabını şiddetle tavsiye ederim. Çok keyifli çizim ve yazılarla dolu…
Aydan Çelik, Bisiklet Manifestosu’nda şöyle diyor:
Bisiklet nedir?
Özgürlüktür: Ferman padişahın, dağlar bizimdir!
O zaman bas pedala, bak gökyüzüne!*
*Mor ve Ötesi, Bisiklet şarkısı






