Küllerinde yok olan şehir: POMPEİ

Yemyeşil bir doğa. Masmavi bir deniz. Nefis bir yaz günü…

Ve…

Vezüv’ün bir anda püsküren gazabıyla karanlığa ve aynı zamanda tarihe gömülen bir kent.

Pompei, Vezüv Yanardağı’nın mağrur gölgesinde bugün dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerini ağırlıyor.

Gezginler için İtalya, bu dünyadan göçmeden görülmesi gereken ülkelerden biri. En azından benim için öyleydi.

Su üzerine kurulan yüzlerce adacık, bunları birbirine bağlayan köprüler ve kanallarıyla hem göze hem duygulara hitap eden Venedik’i, 

ya da adım attığınız anda Rönesans’ın o aydınlık ve sanatsal havasını içinize çektiğiniz Floransa’yı,

veya birçok filme doğal plato olmuş her metrekaresinin altında hâlâ tarih saklayan bir müze kent olan Roma’yı,

hatta yıllarca aşina olduğumuz görüntülerde ‘bir de ben el atayım da düzelteyim’ diyeceğiniz (ki en popüler turist pozlarından biridir) Pisa’yı görmek için rotanızı İtalya’ya çevirebilirsiniz.

Benim listemde de bu özellikli kentler vardı ancak İtalya’ya gitmekteki ısrarım, izlediğim bir belgeselde doğal felaket ile tarihe gömülen antik kent Pompei’ye uzanmaktaydı.

Pompei’nin hazin öyküsü beni öylesine etkilemişti ki; mutlaka en azından sadece ve sadece bu kenti görmek için bile gidebilirdim İtalya’ya.

Hayatı ertelemeyi sevmem. Bu nedenle İtalya seyahati için yola çıktığımda o tatlı sevincin yüzde 60’ı Pompei’ye aitti.

Abartıyor olabilirim ancak her olayın kişide bıraktığı izdüşümler farklıdır. Pompei’yi görmek için heyecanlı olmam bu nedenle mazur görülebilir.

Sözü fazla uzatmadan Pompei’nin hikâyesini anlatayım…

Pompei, bugün Napoli kentinin sınırları içinde. Vezüv’ün o mağrur gölgesinde. Kendisini yok eden efendisinin ayaklarının dibinde.

Napoli Körfezi’ne tepeden bakan Vezüv, halen ihtişamıyla ve kocaman krateriyle ürkütüyor. 

Biraz tarihçesine bakacak olursak; 

Pompei’de ilk yerleşik hayatın tarihi MÖ 6. yüzyıla uzanıyor. Ancak Pompei halkının Vezüv’ün aktifliğine yönelik hiçbir bilgisi yok. Çok çok uzun yıllar sessizliğini koruyor. Nereden baksanız bin yıllık bir süreçten bahsediliyor.

Bu nedenle Vezüv, kentte yaşayanlar için zararsız bir tepeden öteye görülmemiş.

Denize nazır, yamaçlarında binbir ürününün yetiştiği, zeytin ve şarap ihraç eden bir liman kenti olan Pompei’de zengin Romalılar yaşıyordu. Pompei’de hayat rutin seyrinde devam ediyordu. Ta ki MS 79 yılının 24 Ağustos’una kadar.

Öğleden sonra gelir felaket. Oysaki Vezüv, gazabını püskürtmeden önce ipuçları yollamıştır Pompeililere. Patlamadan birkaç gün önce sarsıntılar yaşanır, yerel su kaynakları kurur. Ancak yüzyıllardır uyuyan yanardağın aktifliğine hiç tanık olmayan halk, bu işaretleri anlamlandıramamıştır. 

Işıl ışıl, güneşin alabildiğine gökyüzünde salındığı MS 79 yılının 24 Ağustos’unda rutin yaşam akarken, öğleden sonra hayatı durduracak o patlama gelir. 

İnsanlar şaşkınlık içindedir. Sokaklara dökülürler. Patlamayla birlikte kül ve gaz bulutları güneşi örseler ve Pompei karanlığa bürünür. 

20 bin nüfuslu Pompei’de yaklaşık 5 bin kişi hayatını kaybeder. Hayatta kalmayı başarabilenler ise felaketin dehşetiyle şehirden kaçmayı başarabilenlerdir.

Pompei, bir liman şehriydi. Farklı ürünlerin yetiştiği bereketli toprakları vardı. Ancak patlamayla birlikte tüm kent çorak topraklara dönüştü, şehrin limanı tamamen yok oldu. 

MS 79 yılında külleriyle yok olan Pompei’nin sırları, 18. yüzyıla kadar çözülemedi ta ki 1760’lı yıllarda bir heykel keşfedilene kadar.

1800 yılların ikinci yarısından sonra ise kazıların başına Giuseppe Fiorelli geldi. Fiorelli, kullandığı bir teknik sayesinde Pompei’de yaşananları gözler önüne serdi. Kafatası dışında etleri ve giysileri çürüyen ancak kemiklerinin üzeri küllerle örtülü olan iskeletlerin boşluklarına çimento döker Fiorelli. Bu metot sayesinde insanların patlamaya ne halde yakalandıklarını bugün görebiliyoruz. Gördüklerinizden etkilenmemeniz imkânsız. 

Hayatını kaybedenlerin çimento ile heykelleşen bedenlerinin bir kısmı müzede bir kısmı Pompei’de sergileniyor. 

Bulunan bu bedenler, Pompei’yi böylesine özel kılan nedenlerin başındadır, benimkinin de…

Ancak bugün yine de tam anlamıyla ortaya çıkarılmış değildir Pompei. Çünkü o patlamanın ardından yüzyıllar boyunca aktifliğini sürdüren Vezüv, kül tabakalarını kat kat kentin üzerine örtmüştür.

İnsanlık tarihinde büyük bir felaketin acı kalıntısı olan Pompei, günümüz teknolojileriyle daha nice sırrının ortaya çıkarılmasını bekliyor. 

Bunun yanı sıra antik kenti görmek için gelen turistler şu an Pompei’nin ortaya çıkarılmayan kalıntılarına maalesef zarar veriyor.

Pompei, günümüzden binlerce yıl önce bu felakete boyun eğerken, şimdi antik kenti bünyesinde barından Napoli, en az Pompei kadar tehlikede. Çünkü Vezüv çok uzun zamandır sessizliğini koruyor. Olası bir patlama bugün Napoli’de nüfus itibariyle çok daha büyük yıkımlara sebep olabilir. 

Napoli’yi gezerken Vezüv’ün mağrur edası sizi kentin her yerinde yakalıyor. “Ya şimdi yeniden gazabını gösterirse” diye kafanızda senaryo kursanız bile İtalya’da Pompei’yi ve Napoli’yi görmeden gelmeyin derim!

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön